Okuma
☕ 4 dk
Konular
Süreç ve SDLC · Yapay zekâ araçları
Rev
01 Kas 2026

Bu bir sprint değil, maraton

Yıllar evvel İngiliz bir arkadaşım Andrew ile konuşma pratiği yapıyordum. İkinci dersten sonra istediğim seviyeye gelemediğimi düşündüğümü söyledim. Bana “It’s not a sprint, it’s a marathon” dedi.

Aklımda kaldı, çünkü hayattaki pek çok konuda bu laf geçerli. Bir dil, spor, kariyer. Yazılımda da geçerli ve işin komik tarafı, yazılım sabit tempolu iş birimine tam da kısa mesafe koşusunun adını, sprint’i koymuş.

“Sprint” kelimesindeki ironi

Scrum Guide, Scrum’ı ortaya atan iki kişinin yazdığı kısa resmi tanım. Orada sprint’ler “Scrum’ın kalp atışı” olarak geçiyor, fikirlerin değere dönüştüğü yer. Tutarlılık olsun diye de uzunlukları sabit ve en fazla bir ay.

Kalp atışı aslında sprint’in tam tersi, ömür boyu tuttuğun tempo. İsmi sprint ama tanımı aslında bir ritim anlatıyor.

Agile Manifesto bunu 2001’de açık açık söylemişti: agile süreçler sürdürülebilir geliştirmeyi destekler, sponsorlar, geliştiriciler ve kullanıcılar sabit bir tempoyu süresiz koruyabilmeli.

Biz artık Scrum’dan da agile’dan da vazgeçtik, kanban’la bir todo listesi üzerinden gidiyoruz. Ama panonun adı bir şey değiştirmiyor. Hangi yöntemle olursa olsun gece gündüz çalışamayız. Her daim iş yaşam dengesini koruyacak, başında durmadan da kendini koruyabilen sistemler tasarlamalıyız.

Maraton temposu neye benziyor

Gösterebileceğim örnek bu site. Haftada bir yazı, pazar sabahı, bir anda beş tane değil. Pazar akışı 09:07’de kendi kendine başlıyor, siteyi yeniden build ediyor ve kopyaları dağıtıyor. Taslakta hâlâ bir boşluk varsa production build’i onu yayına çıkarmıyor. Bunun için kimsenin uyanık olması gerekmiyor.

Kendini koruyan sistem derken bunu kastediyorum. Tempoyu iradem değil, sistemin parçaları tutuyor aslında.

Buhar basıncı
Regülatör
Sayılar temsili. Watt’ın santrifüj regülatörü takılı küçük bir buhar makinesi. Buharı artırdığında, yani agent’lar daha çok bastırdığında, regülatör takılıysa toplar açılıyor, kovanı kaldırıyor, kol ve uzun çubuk da gaz kelebeğini kısıyor: volan 60 devirden sadece 71 ya da 74’e çıkıyor. Regülatörü çıkarınca aynı basınç makineyi 300 devire koşturuyor; 1.200’de volan ve kollar dayanamıyor, makine parçalanıyor. Vananın başında kimse durmuyor, tempoyu parçalar tutuyor. Çizim yarı hızda dönüyor, belli bir hızdan sonrasını gösteremiyor.

Agent’lar yorulmuyor

Andrej Karpathy ocakta, haftalarca Claude ile kod yazdıktan sonra uzun bir not paylaştı. Bir kısmı azim üzerine: agent’lar hiç yorulmuyor, moralleri bozulmuyor, insanın çoktan bırakıp ertesi güne bırakacağı yerde denemeye devam ediyorlar. Sonra şunu ekliyor: dayanıklılığın işin temel darboğazlarından biri olduğunu fark ediyorsun ve LLM’lerle bu dramatik şekilde arttı.

Yani agent bütün gün sprint koşabiliyor. Biz koşamayız, üstelik bize kalan iş tam da dinlenmiş bir kafa isteyen kısım: okumak, review etmek, karar vermek, seneye o koda sahip çıkmak.

Agent’ların ürettiği hızda ilerlemek zorundayız ama kabul edilebilir bir hızda, sistemleri bozmadan ve agent’ların hata yapmasını baştan engelleyerek. Gece yarısı elle yakalamaya çalışarak değil.

Karpathy bu hataları da sayıyor. En yaygını, modelin senin adına yanlış bir varsayım yapıp kontrol etmeden onunla devam etmesi. Kodu gereksiz karmaşıklaştırıyorlar, soyutlamaları şişiriyorlar, arkalarında kalan ölü kodu temizlemiyorlar. Forrest Chang bu notları tek bir CLAUDE.md dosyasına çevirdi, Claude skill’i olarak da kurabiliyorsun1 Dört kuralı var: kod yazmadan önce düşün, önce sadelik, cerrahi değişiklikler ve hedefe göre ilerleme. Sonuncusu kısaca şöyle: başarı kriterini tanımla, doğrulanana kadar döngüde kal.. Küçük bir dosya ama senin yerine başında duruyor.

Ama olay sadece kod değil. Sağlıklı bir kurulum bir orkestrasyon aslında: agent’ın okuduğu talimatlar, davranışı sabitleyen testler, production’dan önce bir kapı, bir takvim ve tutabileceği tempoda review yapan bir insan. Her parça kendi başına sağlıklı ve birbiriyle çalışıyor. Birini çıkarırsan diğerleri onu kapatmak için depar atmak zorunda kalıyor.

İş azalmadı

Agent’lar hayatımıza girdiğinden beri aşırı bir iş artışımız var. Ama regüle olmak ve sürdürülebilir düzlemde kalmak zorundayız. Bunu gören sadece ben değilim.

Aruna Ranganathan ve Xingqi Maggie Ye, Nisan-Aralık 2025 arasında ABD’li bir teknoloji şirketinde 200 çalışanı inceledi ve sonucu Harvard Business Review’da “AI Doesn’t Reduce Work—It Intensifies It” başlığıyla yazdı. İnsanlar bir yandan elle kod yazarken AI’a alternatif bir versiyonunu yazdırıyor, aynı anda birkaç agent çalıştırıyordu. Sonuç sürekli dikkat değiştirmek, AI çıktısını tekrar tekrar kontrol etmek ve giderek artan açık işler oldu.

Karpathy de kendi için aynısını söylüyor: asıl etki, yapacağımdan çok daha fazlasını yapıyor olmam. Simon Willison, 442 geliştiriciyle yapılmış bir anket ve Google’ın DORA raporu da aynı yere çıkıyor: verim artıyor ama yük de artıyor, AI zaten var olan güçlü ve zayıf yanları büyütüyor. Zaten sprint koşan bir ekip daha da hızlı koşar.

Her developer artık bir kondom

Temmuzda X’te bir geyik döndü. Ariel Kwiat şunu yazdı:

Ariel @ArielKwiat
At this point as a software engineer I’m basically a condom for Claude
23 Temmuz 2026 · X'te gör ↗

Bir gün içinde başka mühendisler de kendi agent’ları için aynısını söylemeye başladı.

Komik çünkü yarısı doğru. Agent’ın yazdığıyla production arasındaki ince katman biziz. Ama gece birde yorgun argın elle takman gereken bir kondom pek iyi bir korunma planı değil :) O katmanı sisteme koymayı tercih ederim: skill dosyası, testler, kapı. Sonra insan pazartesi sabahı dinlenmiş kafayla review yapar. Üstelik workflow engineering ilerledikçe her aşamada review yapanın biz olmadığımız bir dünya yaklaşıyor. O gün geldiğinde koruma zaten sistemin içinde olmalı.

Bu aralar X’te programlamanın ölüm belgesi diye bir makale dönüyor. İlk başlığı gerçekten “The End of Software Engineering”. Yazarı Zhenfeng Cao altı gün sonra başlığı “Agentic Software” yapmış ve sonuç bölümünde eski yazılım mühendisliğinin bitmediğini, daha büyük bir şeye dönüştüğünü yazmış. Ama asıl fikri bana yakın: insanın aklında tutabileceği karmaşıklık sabit, kod üretilip atılan bir araca dönüşüyor, insan da niyeti belirleyip sonucu denetleyen kişi oluyor. Kod yazmak insan işi olmaktan çıktı, mesele artık niyet ve sağlıklı ayakta duran bir sistemi yönetmek. Makalenin aktardığı EvoClaw sonucu da bunu destekliyor: agent’ların skoru tek tek işlerde %80’in üzerindeyken, iş sürekli devam ettiğinde en fazla %38’e düşüyor.

AI işimizi gerçekten değiştirdi, bunu kabul etmek lazım. O sistemi kurmak ve yönetmek de, AI bu işleri de eline alana kadar, o alandaki profesyonellerin görevi olacak.

İkinci derse dönersek

Andrew ikinci dersten sonra haklıydı, yeni bir agent’la ikinci haftanın sonunda da haklı olurdu. Sen bir yıl boyunca hangi tempoyu tutabilirsin, ve sen bakmazken o tempoyu sisteminin hangi parçası tutuyor?

Ayrıca DEV · Medium